Sialolitiazis (tükürük bezi taşı), tükürük kanallarında veya bez parankiminde kalsiyum fosfat ve kalsiyum karbonat kristallerinin birikmesiyle oluşan taş hastalığıdır. En sık submandibüler bezde görülür (%80-90); bunun nedeni Wharton kanalının uzun ve kıvrımlı yapısı, müsinöz ve alkalen sekresyonu ve yerçekimine karşı drenajıdır. Parotis bezinde %5-10, sublingual bezde %1-2 oranında görülür. Erkeklerde kadınlara göre iki kat sık görülür. 30-60 yaş arasında pik insidans gösterir. Taşlar kanalın herhangi bir seviyesinde bulunabilir — %80'i kanal içinde, %20'si bez parankiminde yerleşir. Klinik olarak yemekle ilişkili ağrı ve şişlik (obstrüktif semptomlar) tipiktir. Tekrarlayan tıkanıklık akut ve kronik sialadenitin en sık nedenidir. Submandibüler taşlar %80-90 oranında kalsifiye iken, parotis taşları %40-60 oranında kalsifiye olup radyolusent olabilir.
Yaş Aralığı
30-60
En Sık Yaş
45
Cinsiyet
Erkek baskin
Prevalans
Sık
Sialolitiazisin görüntüleme bulgularının temelinde taşın mineral kompozisyonu ve obstrüktif etkileri yatar. Taşlar kalsiyum fosfat (hidroksiapatit) ve kalsiyum karbonat kristallerinden oluşur; bu minerallerin yüksek atom numaraları X-ışını atenüasyonunu artırarak BT'de hiperdansite ve US'de posterior akustik gölge oluşturur. Taşın kanal obstrüksiyonu upstream kanal dilatasyonuna, bez ödemine ve sekretuar staza neden olur — bu değişiklikler US'de dilate kanal ve büyümüş bez olarak görülür. Kronik obstrüksiyon bezde fibrozis, atrofi ve kronik inflamasyon geliştirir — MR'da bez parankiminde T2 sinyal değişiklikleri olarak yansır. Akut obstrüktif sialadenitis süperenfeksiyon ile komplike olduğunda periglangüler yağ doku infiltrasyonu ve apse formasyonu ek görüntüleme bulguları yaratır. Submandibüler bezin müsinöz, alkalen ve kalsiyumca zengin sekresyonu ile Wharton kanalının anatomik dezavantajları (uzun, kıvrımlı, yerçekimine karşı drenaj), bu bezde taş oluşumunun neden çok daha sık olduğunu açıklar.
Sialolitiazisin patognomonik US bulgusu, kanal içinde posterior akustik gölge oluşturan ekojenik odak ve proksimalinde kanal dilatasyonudur. Bu üçlü kombinasyon (ekojenik odak + gölge + dilatasyon) tanıyı kesinleştirir ve ek görüntüleme genellikle gereksizdir.
B-mod ultrasonografi sialolitiazisin primer tanı modalitesidir. Taş, kanal içinde veya bez parankiminde yüksek ekojenik (parlak) odak olarak görülür ve arkasında belirgin posterior akustik gölge (clean shadow) izlenir. Gölge, taşın arkasındaki dokularda sinyal kaybı olarak kendini gösterir. Taşın boyutu genellikle 2-30 mm arasında değişir; küçük taşlar (<2-3 mm) US'de gösterilmesi zor olabilir. Taş proksimalinde kanal dilatasyonu (normalden >3 mm) ve bez büyümesi obstrüksiyonu destekler. Akut obstrüksiyonda bez parankimi diffüz hipoekoik (ödem) görünür. Kronik olgularda bez parankimi heterojen ve küçülmüş olabilir (atrofi ve fibrozis). US sensitivitesi submandibüler taşlarda %90+ iken, parotis taşlarında %50-70'tir (parotis kanalının derin seyri ve mandibula gölgesi nedeniyle).
Rapor Cumlesi
Submandibüler bezin kanalı/parankimi içerisinde posterior akustik gölge oluşturan yüksek ekojenik odak izlenmekte olup, proksimalinde kanal dilatasyonu mevcuttur; bulgular sialolitiazis ve obstrüktif sialadenopati ile uyumludur.
Non-kontrastlı BT, sialolitiazisin en güvenilir tanı modalitesidir ve US'de saptanamayan taşları gösterebilir. Taşlar yüksek dansitede (100-1000+ HU) hiperdans yapılar olarak görülür. Submandibüler taşların %80-90'ı kalsifiye iken, parotis taşlarının %40-60'ı kalsifiye olup geri kalan taşlar düşük kalsifikasyonlu veya radyolusent olabilir. BT taşın kesin lokasyonunu (intraductal vs intraglandüler), boyutunu ve sayısını belirleme de en doğru modalitedir. Obstrüksiyona bağlı kanal dilatasyonu, bez büyümesi ve periglangüler inflamasyon kontrastlı BT'de değerlendirilebilir. Multipl taşlar %20-30 oranında görülür. Taşın şekli genellikle oval veya yuvarlaktır; düzensiz taşlar çoklu küçük fragmanlardan oluşabilir.
Rapor Cumlesi
Non-kontrastlı BT'de submandibüler bez kanalı/parankimi içerisinde [boyut] mm çaplı hiperdans kalkül izlenmektedir; proksimalinde kanal dilatasyonu mevcuttur ve obstrüktif sialolitiazis ile uyumludur.
T2 ağırlıklı MR'da tükürük bezi taşı sinyal boşluğu (signal void — hipointens) olarak görülür; taşın mineral yapısı proton içermez veya çok kısa T2'ye sahiptir. Taş etrafında ve proksimalinde dilate kanal T2 hiperintens sıvı ile dolu olarak görülür — bu bulgu obstrüksiyonu gösterir. MR sialografi (ağır T2 ağırlıklı sekans) kanal anatomisini ve obstrüksiyon seviyesini mükemmel şekilde gösterir. Bez parankiminde akut inflamasyonda diffüz T2 hiperintensite (ödem), kronik olgularda T2 hipointensite (fibrozis) izlenir. MR'ın avantajı radyasyon olmaması ve yumuşak doku kontrastının üstün olmasıdır; dezavantajı küçük taşları ve kalsifikasyon derecesini BT kadar iyi gösterememesidir.
Rapor Cumlesi
T2 ağırlıklı sekanslarda submandibüler bez kanalı içerisinde sinyal boşluğu oluşturan yapı izlenmekte olup, proksimalinde T2 hiperintens dilate kanal mevcuttur; bulgular sialolitiazis ve obstrüktif sialadenopati ile uyumludur.
Kontrastlı BT'de obstrüktif sialadenitise bağlı bez büyümesi ve diffüz kontrastlanma izlenir. Bez parankimi homojen veya heterojen kontrastlanma gösterir. Periglangüler yağ doku infiltrasyonu inflamasyonun çevre dokulara yayılımını gösterir. Apse formasyonu periferik rim kontrastlanma gösteren hipodens koleksiyon olarak görülür. Kanal dilatasyonu kontrastlı serilerde lineer hipodens yapı olarak izlenir. Kronik olgularda bez küçülmüş olabilir ve kontrastlanma azalmış olabilir (atrofi ve fibrozis). Kontrastlı BT, komplikasyonları (apse, sellülit) ve taşın çevre yapılarla ilişkisini değerlendirmede yararlıdır.
Rapor Cumlesi
Kontrastlı serilerde submandibüler bez diffüz büyümüş ve kontrastlanma artışı göstermektedir; periglangüler yağ doku infiltrasyonu mevcuttur ve obstrüktif sialadenitis ile uyumludur.
MR sialografi (3D-CISS, FIESTA veya ağır T2 ağırlıklı sekanslar), invaziv konvansiyonel sialografinin yerini almış olan non-invaziv bir yöntemdir. Tükürük kanalları içindeki sıvı doğal kontrast olarak kullanılır — T2 hiperintens sıvı ile dolu kanallar parlak, taşlar ise sinyal boşluğu (dolum defekti) olarak görülür. Obstrüksiyon seviyesi, kanal dilatasyonunun derecesi ve bez parankiminin durumu değerlendirilebilir. Limon suyunun ağızda tutulması (sialogog uyarım) ile kanal doluluğu artırılarak görüntüleme kalitesi iyileştirilebilir. MR sialografi tümör ile taşın ayrımında, kanal anatomisinin preoperatif haritalamasında ve multiple taşların tespitinde değerlidir.
Rapor Cumlesi
MR sialografide tükürük kanalı içerisinde dolum defekti oluşturan sinyal boşluğu izlenmekte olup, proksimalinde belirgin kanal dilatasyonu mevcuttur; sialolitiazis ile uyumludur.
Kriterler
Taş kanal içinde lokalize (%80). Wharton kanalı veya Stensen kanalı.
Ayirt Edici Ozellikler
Kanal dilatasyonu belirgin, US ve BT ile kolay tespit, sialendoskopi ile çıkarılabilir (<5mm), ağız tabanı eksplorasyonu ile cerrahi.
Kriterler
Taş bez parankimi içinde lokalize (%20). Genellikle daha büyük.
Ayirt Edici Ozellikler
Kanal dilatasyonu olmayabilir, bez büyümesi, kronik sialadenitis bulguları eşlik eder, submandibülektomi gerekebilir.
Kriterler
İki veya daha fazla taş. Hastaların %20-30'unda.
Ayirt Edici Ozellikler
Farklı seviyelerde obstrüksiyon, daha fazla komplikasyon riski, BT ile tüm taşların sayılması zorunlu, sialendoskopi ile çoklu çıkarım veya cerrahi.
Ayirt Edici Ozellik
Akut sialadenitis taş olmaksızın gelişebilir (bakteriyel/viral); US'de ekojenik odak ve posterior gölge yoktur. Taşa bağlı sialadenitte obstrüktif taş gösterilir.
Ayirt Edici Ozellik
Küttner tümörü diffüz bez büyümesi ile prezente olur, taş eşlik edebilir ancak primer patoloji IgG4-ilişkili inflamasyon ve fibrozistir. MR'da T2 diffüz hipointensite (fibrozis) belirgindir.
Ayirt Edici Ozellik
Ranula sublingual bez kaynaklı kistik lezyon olup ağız tabanında lokalize; taş yoktur, ekojenik odak ve posterior gölge yoktur, anekoik kistik yapıdır.
Aciliyet
routineYonetim
interventionalBiyopsi
Gerekli DegilTakip
Tedavi taş boyutu, lokasyonu ve semptom şiddetine göre belirlenir. Küçük taşlar (<5 mm) sialendoskopi ile çıkarılabilir. Büyük intraductal taşlar ağız tabanı eksplorasyonu ile, intraglandüler taşlar submandibülektomi ile tedavi edilir. Litotripsi seçilmiş olgularda uygulanabilir. Komplikasyon geliştiğinde (apse) acil drenaj gerekir.Sialolitiazis tedavisinde minimal invaziv yaklaşımlar ön plandadır. Sialendoskopi son yıllarda birincil tedavi yöntemi haline gelmiştir — küçük ve orta boyutlu taşlarda (%60-90 başarı) endoskopik litotripsi ve çıkarım uygulanır. Büyük veya impakte taşlarda kombine yaklaşım (sialendoskopi destekli cerrahi) tercih edilir. Tekrarlayan obstrüksiyon ve kronik sialadenitis gelişen olgularda bez eksizyonu (submandibülektomi veya parotidektomi) gerekebilir. Ekstrakoroporeal şok dalga litotripsi (ESWL) bazı merkezlerde taşın parçalanması için kullanılır. Akut obstrüktif sialadenitis tedavisinde antibiyotik, hidrasyon ve sialogog stimülasyon uygulanır. Apse geliştiğinde cerrahi drenaj zorunludur.
Küçük taşlar sialendoskopi ile çıkarılabilir. Büyük taşlarda cerrahi gerekebilir. Tekrarlayan enfeksiyon riski vardır.