Seminom, testisin en sık görülen germ hücreli tümörüdür ve tüm testiküler malignitelerin yaklaşık %40-50'sini oluşturur. Genellikle 30-40 yaş arasındaki erkeklerde görülür. Ultrasonografide tipik olarak homojen, hipoekoik, iyi sınırlı kitle olarak izlenir ve belirgin hipervaskülarite gösterir. Seminomlar radyoterapiye ve kemoterapiye yüksek duyarlılık gösterirler ve mükemmel prognoza sahiptirler. Kriptorşidizm en önemli risk faktörüdür ve karşı testiste de risk artışı mevcuttur.
Yaş Aralığı
25-45
En Sık Yaş
35
Cinsiyet
Erkek baskin
Prevalans
Sık
Seminom, primordial germ hücrelerinden köken alan malign bir neoplazmdır. Tümör hücreleri, embriyonel gelişim sırasında gonadal ridge'e migrasyon yapan totipotent germ hücrelerinin malign transformasyonundan kaynaklanır. İntratubüler germ hücreli neoplazi (IGCN/GCNIS), seminomun prekürsör lezyonu olup, tümör hücreleri seminifer tübüller içinde çoğalarak testiküler parankimi infiltre eder. Ultrasonografideki homojen hipoekoik görünüm, tümörün uniform sellüler yapısını yansıtır — büyük, glikojen-zengin sitoplazmalı hücreler düzgün tabakalar halinde dizilir ve minimal stromal komponent içerir. Hipervaskülarite, tümörün yoğun anjiyogenezini ve aktif metabolik durumunu yansıtır; Doppler ultrasonografide belirgin intralezyonel vasküler akım bu neoanjiogenezin doğrudan görüntüleme karşılığıdır.
Ultrasonografide homojen hipoekoik, iyi sınırlı testiküler kitle ve Doppler'de belirgin hipervaskülarite kombinasyonu seminom için oldukça tipiktir. Bu kombinasyon, non-seminomatöz tümörlerin heterojen yapısından ve epidermoid kistin avasküler yapısından ayırt edilmesinde en önemli bulgudur.
Seminom ultrasonografide testiküler parankime kıyasla homojen hipoekoik kitle olarak izlenir. Kitle genellikle iyi sınırlı olup, lobüle kontürlü olabilir. İç yapısı oldukça üniform olup heterojenite nadirdir ve ancak büyük tümörlerde nekroz veya hemoraji alanları ile görülebilir. Homojenite seminomun en önemli ayırt edici özelliğidir ve non-seminomatöz germ hücreli tümörlerin heterojen yapısından farklıdır.
Rapor Cumlesi
Testiküler parankimde homojen hipoekoik, iyi sınırlı kitle izlenmekte olup seminom ile uyumludur.
Renkli Doppler ultrasonografide seminom belirgin hipervaskülarite gösterir. İntralezyonel vasküler yapılar düzenli dağılım gösterir ve genellikle striatal veya radyal patern sergiler. Spektral Doppler'de düşük rezistans indeksi ile arteriyel akım izlenir. Bu hipervaskülarite seminomun aktif anjiyogenezini yansıtır ve epidermoid kist gibi avasküler lezyonlardan ayırt edilmesinde kritik öneme sahiptir.
Rapor Cumlesi
Renkli Doppler incelemede kitle belirgin hipervaskülarite göstermekte olup intralezyonel düzenli vasküler patern izlenmektedir.
T2 ağırlıklı MRG sekanslarda seminom, normal testiküler parankime kıyasla homojen düşük-orta sinyal intensitesi gösterir. Normal testis T2'de parlak sinyal verirken, seminom belirgin olarak daha düşük sinyallidir. Bu homojen sinyal azalması, tümörün yoğun sellüler yapısını ve azalmış serbest su içeriğini yansıtır. Fibröz septalar tümör içinde ince çizgisel T2 hipointens alanlar olarak izlenebilir.
Rapor Cumlesi
T2 ağırlıklı sekanslarda testiküler kitle homojen düşük-orta sinyal intensitesi göstermekte olup seminom ile uyumludur.
T1 ağırlıklı MRG sekanslarda seminom, normal testiküler parankime kıyasla izointens veya hafif hipointens sinyal gösterir. Hemoraji alanları mevcutsa fokal T1 hiperintens odaklar izlenebilir. Kontrastlı T1 sekanslarda tümör homojen ve belirgin kontrastlanma gösterir, bu da tümörün zengin vasküler yapısını yansıtır. Kontrastlanma paterni non-seminomatöz tümörlerin düzensiz kontrastlanmasından farklı olarak daha homojendir.
Rapor Cumlesi
Kitle T1 ağırlıklı sekanslarda izointens sinyal göstermekte, kontrastlı serilerde homojen belirgin kontrastlanma izlenmektedir.
Difüzyon ağırlıklı görüntülemede (DWI) seminom belirgin difüzyon kısıtlaması gösterir. Yüksek b değerlerinde (b=800-1000) parlak sinyal izlenirken, ADC haritasında düşük ADC değerleri saptanır. ADC değerleri tipik olarak 0.6-1.0 × 10⁻³ mm²/s aralığındadır. Bu bulgular tümörün yüksek sellülaritesini yansıtır. Difüzyon kısıtlaması seminomda homojen dağılım gösterir ve non-seminomatöz tümörlerin heterojen difüzyon paterninden farklıdır.
Rapor Cumlesi
Kitle difüzyon ağırlıklı sekanslarda belirgin difüzyon kısıtlaması göstermekte, ADC haritasında düşük ADC değerleri saptanmaktadır.
Kontrastlı BT'de seminom homojen kontrastlanan testiküler kitle olarak izlenir. BT primer testiküler değerlendirmede birincil modalite olmamakla birlikte, evreleme amacıyla sıklıkla kullanılır. Retroperitoneal lenfadenopati (para-aortik, interaortakaval, pre-kaval nodlar) saptanabilir. Evre I'de retroperitoneal tutulum yokken, ileri evrelerde retroperitoneal kitleler ve uzak metastazlar (akciğer, mediastinal) değerlendirilebilir. Seminomda retroperitoneal kitleler genellikle homojen kontrastlanır.
Rapor Cumlesi
Kontrastlı BT'de testiküler kitle homojen kontrastlanma göstermektedir; retroperitoneal lenfadenopati açısından değerlendirme önerilir.
Seminom olgularının bir kısmında ipsilateral veya bilateral testiküler mikrolitiyazis eşlik edebilir. Mikrolitiyazis, ultrasonografide testiküler parankimde çok sayıda 1-3 mm boyutunda, akustik gölge oluşturmayan ekojen odaklar olarak izlenir. Mikrolitiyazis tek başına spesifik olmamakla birlikte, seminom ve diğer germ hücreli tümörlerle ilişkisi gösterilmiştir. Klinik risk faktörleri varlığında (kriptorşidizm, kontralateral tümör öyküsü) mikrolitiyazis takip endikasyonu oluşturur.
Rapor Cumlesi
Testiküler parankimde eşlik eden mikrolitiyazis odakları izlenmekte olup germ hücreli tümör birlikteliği açısından klinik korelasyon önerilir.
Seminomun evrelemesinde kontrastsız ve kontrastlı BT retroperitoneal lenf nodlarının değerlendirilmesinde kritik rol oynar. Para-aortik ve interaortakaval lenf nodları seminomun ilk metastaz bölgeleridir. Sol testiküler tümörlerde sol para-aortik ve pre-aortik nodlar, sağ testiküler tümörlerde interaortakaval ve pre-kaval nodlar ilk etkilenen bölgelerdir. Kısa aks çapı >10 mm olan retroperitoneal lenf nodları patolojik kabul edilir. İleri evrelerde mediastinal lenfadenopati ve akciğer metastazları değerlendirilir.
Rapor Cumlesi
Evreleme BT'de retroperitoneal para-aortik ve interaortakaval lenf nodları boyut ve morfoloji açısından değerlendirilmelidir.
Kriterler
En sık tip, tüm seminomların >%95'i. Histolojik olarak büyük, yuvarlak, glikojen-zengin sitoplazmalı hücreler, fibröz septalar ile bölünmüş lobüler patern, lenfositik infiltrat. PLAP, OCT3/4, c-KIT pozitif. AFP her zaman negatif.
Ayirt Edici Ozellikler
Ultrasonografide homojen hipoekoik kitle, fibröz septalar nedeniyle lobüle kontur olabilir. MRG'de T2 homojen düşük sinyal, DWI'da homojen kısıtlanma. Tümör boyutu genellikle 3-6 cm, tunika albuginea iyi korunmuş.
Kriterler
Nadir tip, genellikle >50 yaş. GCNIS/IGCN'den köken almaz, ayrı bir antite. Üç hücre popülasyonu (küçük, orta, dev). c-KIT ve PLAP negatif. Metastaz riski çok düşük, prognoz mükemmel. GCNIS ile ilişkili değil.
Ayirt Edici Ozellikler
Ultrasonografide klasik seminomdan daha heterojen görünebilir, kistik-miksoid alanlar içerebilir. Genellikle daha büyük boyutta tanı konur (5-15 cm). Bilateral tutulum oldukça nadir. Daha ileri yaş grubu bu alt tipi düşündüren önemli klinik ipucudur.
Kriterler
Seminomların %10-15'inde beta-HCG üreten sinsitiyotrofoblastik dev hücreler bulunur. Serum beta-HCG hafif-orta yüksekliği (<200 IU/L). AFP her zaman normal. Prognoz klasik seminomla benzer, tedavi yaklaşımı değişmez.
Ayirt Edici Ozellikler
Görüntülemede klasik seminomdan ayırt edilemeyebilir. Nadir olgularda tümör içi hemoraji odakları olabilir ve bu durumda ultrasonografide hafif heterojenite görülebilir. Klinik olarak jinekomasti veya beta-HCG yüksekliği ipucu olabilir.
Ayirt Edici Ozellik
Non-seminomatöz GHT ultrasonografide heterojen eko yapısı, kistik alanlar, kalsifikasyonlar ve düzensiz sınırlar gösterirken, seminom homojen hipoekoik görünüme sahiptir. Non-seminomatöz tümörlerde AFP yüksekliği beklenir.
Ayirt Edici Ozellik
Lenfoma genellikle >60 yaş erkeklerde görülür ve bilateral olabilir. Ultrasonografide diffüz infiltratif patern gösterebilir ve testisin normal şeklini koruyabilir. Seminom fokal kitle oluşturur ve 30-40 yaş grubunda görülür. LDH yüksekliği lenfomada daha belirgindir.
Ayirt Edici Ozellik
Epidermoid kist 'soğan halkası' veya 'hedef' paterni ile karakterizedir ve Doppler'de tamamen avaskülerdir. Seminom ise belirgin hipervaskülarite gösterir. Epidermoid kistte serum tümör belirteçleri normaldir ve MRG'de difüzyon kısıtlaması göstermez.
Ayirt Edici Ozellik
Leydig hücreli tümör genellikle küçük (<2 cm), hipoekoik ve hipervaskülerdir ancak jinekomasti ve hormonal semptomlar eşlik edebilir. Seminom genellikle daha büyüktür ve hormonal semptom göstermez. Serum testosteron ve östrojen düzeyleri Leydig hücreli tümörde yükselebilir.
Ayirt Edici Ozellik
Orşit diffüz testiküler büyüme ve heterojen hipoekoik görünüm ile karakterizedir. Klinik olarak ağrı, ateş ve skrotal kızarıklık eşlik eder. Epididim tutulumu sıktır. Seminom ağrısız kitle olarak prezente olur ve genellikle lokalize fokal lezyondur. Doppler'de orşit diffüz hipervaskülarite gösterirken seminom fokal hipervaskülarite gösterir.
Aciliyet
highYonetim
Radical inguinal orchiectomy followed by staging CT. Treatment depends on stage: surveillance, radiation therapy, or chemotherapy (BEP regimen). Seminoma is highly curable with >95% overall survival rate.Biyopsi
Gerekli DegilTakip
Regular surveillance with CT, tumor markers (beta-HCG, LDH), and physical examination. Stage I: surveillance preferred with CT every 3-6 months for 2 years, then annually. Advanced stages: post-chemotherapy CT assessment.Seminom yüksek kür oranına sahip bir tümördür. Radikal inguinal orşiektomi standart ilk tedavidir — transskrotal biyopsi kontrendikedir. Evre I'de sürveyans, radyoterapi veya tek doz karboplatin seçenekleri mevcuttur. İleri evrelerde BEP kemoterapisi (bleomisin, etoposid, sisplatin) oldukça etkilidir. AFP yüksekliği seminomda beklenmez; AFP yüksekse non-seminomatöz komponent araştırılmalıdır. Genel sağkalım oranı %95'in üzerindedir.
Seminom testiküler germ hücreli tümörlerin en sık tipi olup mükemmel prognoza sahiptir. Evre I hastalıkta radikal inguinal orşiektomi sonrası %99 üzerinde kür oranı elde edilir. Tümör radyosensitif ve kemosensitiftir. Evreleme BT ile yapılır (toraks, abdomen, pelvis). AFP yüksekliği seminomda beklenmez — yüksekse mikst germ hücreli tümör düşünülmeli ve tedavi buna göre planlanmalıdır.